Tarihi

Olimpos (Olympos) antik kenti günümüzde bir çok gezginin ve kampçının favori mekanları arasında geliyor. Sunduğu deniz, doğal ve tarihi güzellikler Olimpos’u Akdeniz’in en popüler yerleri arasına sokuyor 🙂 👍

Hellenistik dönemde Dor kolonileri tarafından kurulduğu düşünülen kentte bu döneme ait pek iz kalmamış durumda. Günümüzdeki yapıların bir çoğu Roma ve Bizans dönemine ait.

“Olimpos” (Olympos) kelimesi bir Ön-Hellen ismiymiş ve  Anadolu’nun erken çağlarında “Dağ” anlamına geldiği düşünülmekteymiş. Yunanistan’da ve Anadolu’da bir çok dağa  ve yerleşime adını veren Olimpos , Likya bölgesinde de hem bir dağı hem de onun yamacında antik kenti adlandırmak için kullanılmış 

Kent Likya bölgesinde bulunmasında rağmen herhangi bir Likçe yazıt bulunmamış ancak Olimpos’un Likya bölgesinin önemli bir kenti olduğu biliniyor. Zira 3 oy hakkında sahip 6 büyük Likya kentinden birisi 🥉

Kentin İki Yakası (Kuzey ve Güney)

Kenti ortadan ikiye bölen Olimpos çayı antik zamanda gemilerin yanaştığı bir kanal görevini görüyormuş. İki yakayı birbirine bağlayan bir de antik köprü varmış. Roma döneminde inşa edilen köprünün günümüzde yalnızca temeli duruyor. Şimdi ise ziyaretçilerin karşı yakaya geçebilmeleri için küçük tahta bir köprü daha inşa edilmiş. Bu sayede güney yakasına geçip orada yapıları da görebiliyorsunuz 👍

Kuzey yakasında; Nekropol Kilisesi, Kuzey Nekropol, Giriş Kompleksi, Roma Tapınağı, Piskoposluk Sarayı, Mozaikli Yapı, Lykiarkh’ın Anıtsal Mezarı, Antimachos’un Lahdi, Liman Anıtsal Mezarları yer almaktadır.

Güney yakasında ise Güney Nekropol, Tiyatro, Vespasianus Hamamı, Küçük Bazilika, Güney Liman Caddesi ve Antrepolar bulunmaktadır.

Antik kente aracınızla geldiyseniz girişte otoparka arabanızı bırakıp ören yerine kuzey yakadan giriş yapacaksınız. Olimpos (Olympos) plajı ören yerinin içinde bulunduğundan sadece denize gelenler de ören yerine giriş yapmak zorunda. Tabii biz önce antik kenti dolaştık 🙂

Daha sonra da yorgunluğumuzu Olimpos’un berrak suyunda yüzerek çıkardık 🙂

Giriş Kompleksi

Ören yerinin hemen girişinde bulunan bu yapı kompleksi kemerli geçişleriyle dikkat çekiyor. Kompleks birbiri ile içten bağlantılı 11 odadan oluşmakta.

MS. 5-6. yüzyılda inşa edildiği düşünülen yapıda yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda kompleksin konut, gıda maddesi üretimi ve ticareti işlevlerinde kullanıldığı tespit edilmiş.

Odaların duvar yükseklikleri, zemindeki kat izleri ve merdiven basamaklarından yapının aslında ikinci bir katının da olduğunu düşünülüyormuş. 

Odalar arasında dolaşırken ilginç detaylara rastlayabiliyorsunuz. Mesela aşağıdaki resimdeki çukurun bir konuttaki ocak olduğunu sanıyoruz 🙂

Nekropol Kilisesi

Yapının MS. 6. yüzyılda inşa edildiği düşünülmektedir. 1969’da meydana gelen sel felaketi yüzünden kilisenin orta nef, apsis ve güney nefi yıkılmış. Günümüzde ise yapıya dair kuzey nef ve yapıya bitişik olan ek mekan görülebilir.

Kuzey Nekropol ve Kuzey Nekropol Caddesi

Ören yerinin denize uzanan caddesinin paralelinde yer alan Kuzey Nekropol Caddesinde yaklaşık 113 mezar bulunuyor. Bu mezarlar Güney Nekropolündeki gibi bitişik değil onun yerine dağınık konumlandırılmış.

Hepsini tek tek gezmenizi tavsiye ederiz 🙂

Ölü gömme eylemleri MS. 1. yüzyıldan MS. 3. yüzyıla kadar yapılmış. MS. 4. yüzyıldan itibaren ise kentin önemli ailelerinin konutları bu caddede yer almaya başlamış. Hatta bazı konutlar mezar odalarına eklenerek inşa edilmiş. Mezarlık ve ev hayatı iç içe devam etmiş bir dönem Olimpos’ta. Bazı evlerin içine girince lahitleri hala görebiliyorsunuz 🤩

Roma Tapınağı

Tapınak kapının önündeki yazıta göre MS. 2. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiş. Bu yazıtın bulunduğu heykel kaidesinin üzerinde İmparator Marcus Aureius’a (İ.S. 172–173) ithaf edilmiş bir de heykeli yer almaktaymış.

Prostylos planlı ve ion düzeninde yapılmış olan tapınağın arka tarafında yer alan bataklıktan dolayı kapısı hariç diğer bölümleri bulunamamış. Sadece kapısında bile tapınağın çok görkemli olduğu anlaşılıyor 🙂

Roma döneminde tapınak olarak kullanılan yapının Hıristyanlık döneminde Piskoposluk sarayına dahil edilmesi de önemli bir ayrıntı ! 👌

Piskoposluk Sarayı

Piskoposluk Sarayı Olimpos’un dini ve idare merkeziydi. Dikdörtgen planlı yapının MS. 5-6. yüzyıllarda inşa edildiği düşünülüyor. Kentin Roma tapınağı ise sarayın yapımında komplekse dahil edilmiş.

Sarayın ana bölümleri şu şekildedir: kilise, vaftizhane, rölik şapeli, yemek/toplantı salonu (triclinium), sütunlu avlu (peristil) ve piskoposluk sarayı. 

Aşağıdaki canlandırmada sarayın ana mimari yapılarının yerleşimlerini görebilirsiniz.

Peristil (Sütunlu Avlu) Günümüzdeki halini aşağıdaki gibi görebilirsiniz:

Peristil’in tam ortasında eskiden bir havuz yer alıyor.Tabii günümüzde bu havuz  maalesef görülemiyor.Ayrıca zeminde de bitkisel desenli mozaikler varmış. Zemin topraklı kaplı olduğu için mozaikleri göremedik 🙁

Biz bu yapılardan en belirgini olarak peristili (sütunlu avlu) ve yemek/toplantı salonunu (triclinium) görebildik. Diğer yapılarda restorasyon çalışması mevcut olduğu için inceleme fırsatımız olmadı.

Peristil’in (Sütunlu avlu) 3D canlandırması

Peristil’deki havuz Hristiyanlıktaki suyun kutsallığını temsil ediyormuş. Yine aynı şekilde vaftizhanedeki vaftiz teknesinde bulunan su da bu önemi vurguluyor. Vaftiz teknesi Hristiyanlıktaki ölümü ve dirilişi temsil eden inanca uygun olarak haç planlı olarak inşa edilmiş 

Triclinium’un ise rahipler tarafından kullanılan yemek ya da toplantı salonu olduğu düşünülüyor. Aşağıda görselini görebilirsiniz.

Saray Kilisesinden bir detay,

Lykiarkh Marcus Aurelius Arkhepolis’in Anıtsal Mezarı

Kuzey yakasında bulunan anıtsal mezarlarından olan Lykiarkh mezarının diğer mezarlardan farklı olan yanı bir aile mezarlığı olmasıdır. Lykiarkh: Likya birliğinin yöneticisi anlamına geliyormuş. Ve Likya yöneticiliği yapmış olan Olimpos’lu Marcus Aurelius’a ve ailesine adanmış bu mezar kompleksi 

Bu mezarlar yıllardır toprak altında kaldıktan sonra nihayet 1990 yılında Antalya Arkeoloji Müzesi arkeologları tarafından yapılan kazılar sonucu bulunmuş. Mezarın Yunanca yazıtına göre MS. 3. yüzyılda yapılmıştır.

Antimachos’un Lahdi

Bu anıtsal mezar da bir aile mezarıdır ve kentin kuzey yakasında Lykiarkh mezarının hemen yakınında yer almaktadır. Lahit üzerinde sembolik motifler mevcut.

Zemin podyumunda mezar kapağına ve yan duvarlara kadar detaylı kabartmalar yer alıyor. Bunları incelemenizi tavsiye ederiz 👏👏👏

Lahdin arka yüzünde bir kapı ve kapının iki yanında Kantaron bitkisinden oluşan sarmaşıklar ile hayat ağacı sembolize edilmiş. Hayat ağacı sembolünü Sümerler de kullanmış. Kapı yer altına açılan dünyayı yani yaşam ve ölüm arasındaki geçişi temsil ediyor 🌳🌳🌳

Kaptan Eudomos Lahdi

Bu lahit liman anıt mezarlarının en bilinenidir. Antik kenti sembolü haline gelmiş lahdin üzerinde bir çok detay yer alıyor. Ancak ne yazık ki defineciler tarafından yağmalanarak kırıklar oluşmuş.. 😠😠😠

MS. 2. yüzyılda yapıldığı düşünülen bu mezarlar MS. 5. yüzyılda ikinci kez kullanılmış. Roma döneminde mezarların üzerine ölen kişinin mesleğini tasvir eden kabartmalar işlenirdi. 

Olimpos’lu bir kaptan olan Eudomos ve ailesi adına yapılan bu mezarın ön yüzünde gemi tasviri bulunmakta. Ve geminin alta tarafında da Aphrodite kabartması yer alıyor 🤩🤩🤩

Mezarda ayrıca dokunaklı bir de şiir yer alıyor. Şiirin dizeleri şu şekildedir:

“Son limana girdi demirledi gemi çıkmamak üzere çünkü

ne rüzgardan ne de gün ışığından medet var artık; 

ışık taşıyan şafağı terk ettikten sonra Kaptan Eudemos oraya gömüldü

gün misali kısa ömürlü gemisi, kırılmış bir dalga gibi…”

Tiyatro

Yapı MS. 2. yüzyıla tarihlenir. Mimari özelliği ise yarım daire tipinde olmasıdır. Olimpos (Olympos) antik kenti tiyatrosu bölgede yaşanan depremler, MS. 7. yüzyıl Arap akınları ve Bizans döneminde tiyatro taşlarının başka yapılarda kullanılması yüzünden günümüze oldukça yıkık bir durumda gelmiş 🙁

Kentin güney yakasında yer alan tiyatrodan ilerlediğinizde kendinizi bir cangılın ortasında buluyorsunuz 🙂

Her yer ağaç, sarmaşık ve bitkilerden oluşuyor. Biz orada bulunduğumuzda hava kararmak üzereydi ve etrafta kimsecikler yoktu. Atmosfer oldukça etkileyiciydi.

Bu yolu takip ederek Roma hamamına doğru ilerledik…  🤩

Vespasianus Hamamı

Bir Roma imparatoru olan Vespasianus adına inşa edilen hamam antik bir yazıta göre MS. 70 yılında inşa edilmiştir. 

Hamam kompleksinin bölümleri olan frigidarium (soğukluk), tepidarium (ılıklık) ve caldarium (sıcaklık) kısımları günümüze kadar gelmiştir. Ancak etrafı kaplayan bitki ve ağaçlar yapının büyük kısmını gizlemekte 🌳

Antik kente iki adet hamam varmış. Vespasianus hamamı “Büyük Hamam” olarak da bilinirmiş. Tabii Roma döneminde hamamın varlığı sadece temizlenmek için değil aynı zamanda halkı vaktini geçirip sosyalleşmesi de içindi. Denizin yanındaki bir kentte iki hamam bulunması da bunun kanıtlar nitelikte.

Güney Liman Yapıları

Kuzey yakasından tahta köprüyle Güney yakasında geçtiğinizde sizi Güney Limanı karşılıyor. Kemerli kapı ve pencereleriyle dikkat çeken yapılarının içine daldığınızda bölümlerini daha iyi anlayabiliyorsunuz.

Mesela hiç beklemediğiniz bir anda karşınıza tarihi bir yapı çıkabiliyor. Bizim için Güney Limanının iç taraflarında yer alan aşağıdaki yapı öyle oldu ve oldukça etkilendik 👍 

Mozaikli Yapı

Piskoposluk konutu olduğu düşünülen iki katlı bu yapı mozaikleriyle ünlü. Erken Bizans dönemine tarihleniyor. Yapı koruma altında olduğu için demir kapıyla kapatılmış durumda. Ancak dışarıdan gördüğünüz kadarıyla bile etkileniyorsunuz 🙂

Zeminde yer alan mozaikler yapının ikinci katından birinci katına düşen mozaiklermiş. Biz maalesef hiç birini göremedik ancak yapıda aşağıdaki gibi mozaikler yer alıyormuş.

Yaptığımız araştırmalarda öğrendik ki soldaki ilk mozaikte “ЄAP” kısaltması yer alıyor. Bu kısaltma Eski Yunancada “yaz ve ilkbahar” mevsimlerinin kısaltmasıymış. Dolayısıyla bu durum yapının ikinci katında diğer mevsimlerin “kış ve sonbahar”ın da bulunduğu başka bir mozaik parçası olduğunu gösteriyormuş.

Bu çok mükemmel ve ilginç bir bilgi değil mi?? 🙂

 

Kaynakça:

1-www.olymposkazisi.com

2-Lukka’dan Likya’ya kitabı, yky yayınları

3-www.planetware.com

4-Anadolu Akdenizi Sempozyumu (Gökçen K. ÖZTAŞKIN – Muradiye ÖZTAŞKIN)

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

2 Responses

  1. fatih

    Konum ve doğal güzellikler açısından bence gelmiş geçmiş en güzel antik şehir kesinlikle burası:)

    Cevapla
    • antik çağ yolcuları

      Fatih bey yorumunuz için teşekkür ederiz 🙂 Bizim de en etkilendiğimiz antik kentler arasında geliyor Olimpos 🙂

      Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.