Tarihi

Antik Pamfilya bölgesinin başkentliğini yapmış olan Perge, mükemmel kent planlaması ile öne çıkmış ve ünlü heykeltıraşlar tarafından yapılan sayısız heykel ile donatılmış bir şehirdir.

Günümüzde bu eserler Antalya müzesinde sergilenmektedir.

Perge’den çıkartılan bazı heykellere aşağıdan bakabilirsiniz.

1.Üç Güzel 2.Dansöz 3.Yorgun Herakles (Herkül)

Yorgun Herakles heykelin hikayesi ilginçtir. Eserin üst kısmı 70’li yıllarda Amerika’ya kaçırılmış. Daha sonra tesadüf eseri bir akademisyen New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’ni gezerken burada sergilenen yarım bir heykelin, Antalya Müzesi’ndeki heykelin kayıp parçası olduğunu fark etti. Ve ülkeye dönüş yolculuğu başladı.

Bu linkten Milliyet’in haberine ulaşabilirsiniz.

Kelime anlamı tam belli olmamakla birlikte Perge’nin Yunanca olmadığı ve tıpkı Side adında olduğu gibi yerli Anadolu dilinden geldiği bilinmektedir.

MÖ 13. yüzyılda Hitit yerleşmelerinden Boğazköy’de bulunan bir çivi yazılı belgeye göre, Perge adlı bu yerin “Parha” adlı bir yerleşme yeri olduğu belirtilmektedir.

Perge Artemis Kültü

Perge’de kutsal sayılan tanrı ve tanrıçalar arasında Artemis’in önemli bir yeri vardır. Pamphylia lehçesinde Vanassa Preiia denilen bu eski Anadolu tanrıçası, Helenistik dönem madeni paralarının üzerinde bu adla görülür ve Yunan kolonileşmesinden sonra “Artemis Pergaia” adını alır.

Ön yüzünde Artemis Pergaia tapınağını betimleyen bronz Perge sikkesi

Artemis Pergaia, sikkelerin üzerine kült heykel ya da kadın avcı olarak basılmasının yanı sıra, Perge’nin Artemis’i kazılarda bulunan bir çok heykel ve rölyefin de konusudur. Kare taş blok üzerinde kült heykel biçimindeki bir rölyef özellikle ilginçtir.

Ön yüzünde Marcus Aurelius bulunan ve Arka yüzünde Artemis Pergaia’yı betimleyen bronz Perge sikkesi

Artemis Pergaia kültü, daha birçok şehirde, hatta Akdeniz çevresindeki ülkelerde bile görülür. Eski dünyada Artemis Pergaia’nın bu kadar ünlü olmasına rağmen, ona ait tapınağın izleri henüz bulunamamıştır.

Şimdilik, Artemis’in altınla bezeli heykelini koruyan ve boyutları, güzelliği ve mimarisi antik yazarlar tarafından göklere çıkarılan bu ünlü anıtın madeni paralardaki şematik betimlemelerinden edinebildiğimiz bilgilerle yetinmeliyiz.

Bir sütun üzerinde Artemis Pergaia rölyefi

Kent Aksu (Kestros) Nehri’nin 4 kilometre batısında iki tepe arasındaki geniş bir ovanın üzerinde kurulmuştur. Perge denizden 12 kilometre içerde olmasına rağmen, Kestros nehri sayesinde bir kıyı şehri gibi denizin avantajlarından yararlanabiliyordu.  Ayrıca deniz kıyısından içeride  olmasından dolayı, denizden gelen korsan saldırılarından da korunmuş olup gelişimini sürdürebilmiştir ve günümüze kadar iyi bir halde gelmiştir.

Perge’de Farklı Kültürler

Antik kaynaklarda Pamfilya’nın metropolisi olarak tanımlanan Perge’nin MÖ. 12-13. yüzyıllarda kurulduğu tahmin ediliyor. Lidya ve Pers egemenliklerinin ardından Perge MÖ. 334’te Büyük İskender’e teslim oluyor.

Karma bir kültüre sahip olan Perge, tarih boyunca Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Helenler, Romalılar gibi bir çok medeniyetin hakimiyeti altına girmiştir. Romalılar döneminde barış, huzur ve refaha kavuşan Perge’de yoğun imar faaliyetleri etkili olmuştur. Günümüzde görülen kalıntıların çoğu yine bu döneme(Romalılara) aittir.

Büyük İskenderin ölümünden sonra M.Ö. 190 yılındaki Magnesia Savaşı ve bunu izleyerek yapılan Apameia Barışı’na değin Seleukoslar’ın, bu tarihten sonra da Bergama Krallığı’nın etki alanı içine girmiştir.

Perge, Bergama Kralı Attalos III’ün M.Ö. 133 yılında ölümünden sonra, vasiyeti üzerine Roma Devletine geçmiştir

Aziz Paulus ve Perge

M.S. I. yy’da Kilise örgütünü kurucusu sayılan Aziz Paulos Kıbrıs’tan gelerek Perge’de Pamphylia toprakların ayak bastığı, buradan Pisidia Antiokheia’sına gittiği ve dönüşte Perge’de vaaz verdikten sonra Atteleia’ya indiği İncil’in Acta Apostola bölümünde yazılıdır.

Yeni Ahit’de Havarilerin Faaliyetleri bölümünde “. . . Paul ve yoldaşları Paphos’tan ayrıldığı zaman Pamphylia’daki Perge’ye geldiler” cümlesi eski çağlarda Perge’ye denizden ulaşılabiliyor olduğunu gösterir. Tıpkı Kestros’un bugün uygun iletişim sağlaması gibi, eski çağlarda da dalgıçlar bölgeyi daha üretken kılıp Perge’de deniz ticaretine olanak sağlayarak önemli rol oynarlardı.

Aziz Paulus’un Perge’den geçen yolu

Perge’de Hıristiyanlık

Dördüncü yüzyılın ilk yarısında, Büyük Konstantin (324 – 337) krallığı sırasında, Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğu’nun resmi dini olmasıyla birlikte, Perge, Hıristiyanlığın önemli merkezlerinden biri olmuştur. Şehir beşinci ve altıncı yüzyıllarda da bir Hıristiyanlık merkezi olmayı sürdürmüştür. Sık görülen isyan ve akınlara karşı, kendilerini yalnızca akropolisin içinde savunabilen vatandaşlar, şehir surlarının içine çekilmişlerdir. Perge yedinci yüzyılın ortalarında baş gösteren Arap akınlarıyla kalan gücünü kaybetmiştir. Bu dönemde şehrin bir kısmı Antalya’ya göç etmiştir.

Hitit İmparatorluğu, sekiz dilin konuşulduğu feodal bir yapı. Bunların içinde en yaygın olanı Luvice. Perge’de o zamanlar esas olarak bu dil konuşuluyor. Yunanlıların gelişi sonrasında ise Perge, Syllion ve Aspendos Pamfilya diyalekti ile Helence konuşurken, Side ve çevresinde Sidece etkin dil olmaya devam edecek. Sidece, Luvi dil grubunun bir alt dili olarak kabul ediliyor.

Bu kadar dar bir alandaki bu dil ve şive bolluğu Anadolu’nun Grekleşmesinin uzunca bir zaman dilimine yayıldığını gösteriyor: Grekçe’nin en yaygın dil haline gelmesi, M.S. 8. Yüzyılda gerçekleşecek. Yani, kilise dili olan eski Grekçe ancak Anadolu’nun Hristiyanlaşmasıyla yaygın dil olabilecek.

Kente Giriş:Roma Kapısı

Kente MÖ. 4.yüzyılda yapılan Roma kapılarından girilir.Bu kapılar İmpratator Septimus Severus döneminde inşa edilmiştir.

Helenistik Kapı

Roma kapısından sonra M.Ö. 2. yüzyıla tarihlenen Helenistik kapı karşımıza çıkar. Güneydeki bu kapı, avlulu kapı türüne girmektedir. Çağın savunma anlayışına dört katlı iki yuvarlak kuleyle korunan ve oval avlulu bir plana sahip anıtsal bir yapıdır. Kentin sembolü haline gelen bu kuleli kapı kesme taştan yapılmış olup bir kaç kez restore edilmiştir. Şehrin önemli şahsiyeti olan Plancia Magna’nın maddi desteğiyle MS.120 yılında at nalı şeklindeki iç avlusu inşa edilmiştir. İç avludaki bölümde Afrodit, Hermes gibi yunan tanrılarının heykelleri bulunmaktaydı. Günümüzde bu heykeller Antalya müzesinde sergilenmektedir.

Agora

Kare planlı Agora meydanı MS.4. yüzyılda inşa edilmiştir. Bazı dükkanların zemini mozaikle kaplıdır. Sırasıyla dükkanlardan biri agoraya, diğeri ise agorayı çevreleyen sokaklara açılır. Arazinin eğimine bağlı olarak güney kanattaki dükkanlar iki katlıdır.

 

Sütunlu caddenin etrafında onlarca dükkan vardır. Meydanın ortasında yer alan yuvarlak yapının varlığı, Side antik kentindeki agorayla benzerlik oluşturmaktadır. Bu yuvarlak yapının Tanrıça Tyche’ye adanmış bir tapınak olduğu düşünülmektedir. Ancak diğer bir görüşe göre de bu yapı çeşme olarak kullanılmıştır. Agorada ayrıca merkezi şehir kanalizasyonuna doğrudan bağlı olan kamusal bir tuvalet de bulunmaktaydı.

Agora meydanın ortasında bulunan, tapınak ya da çeşme olduğu düşünülen yuvarlak yapı

Agorada bulunan dükkanların tanıtım tabelaları.Birinde et kancası göze çarpıyor.Büyük ihtimalle kasap dükkanıydı.Diğerinde ise balık kabartması var.Bu dükkan da büyük olasılıkla balıkçıydı.

Sütunlu Cadde

Sütunlu cadde, Akropol eteğinde çeşme(nympheum) ile yerleşim arasında uzanır. Ortasında 2 m. genişliğinde bir su kanalı caddeyi ikiye ayırır.Şehrin belkemiği olan sütunlu cadde Helenistik kapıdan başlayıp akropolisin eteğindeki anıtsal nymphaeumda (çeşme) son bulur. Yaklaşık 300 metre uzunluğundaki caddenin ortasında iki metre genişliğinde bölmeli bir su kanalı, her iki yanında ise mozaikli portikolar ve dükkânlar yer alır.

 

Nympheum (Çeşme) 

Şehri ikiye bölen iki katlı anıtsal çeşmenin ortasında nehir tanrısı olan Kestros’un heykeli bulunurdu.  Çeşme İmparator Hadrian döneminde yapılmıştır ve tahrip edilmeden önceki halinin 2.resimdeki gibi olduğu varsayılmaktadır.

Güney Hamam Kompleksi

Perge Güney hamamı günümüze iyi  korunmuş bir halde gelmiştir. Sıcaklıkları değişen havuzlardan ve çeşitli salonlardan meydana gelir. Merkezi bir banyo etrafındaki yapı, geniş bir alan ile çevrelenir. Burada kütüphaneler, eğitim salonları, sanat ve heykel galerileri, çok amaçlı toplantı ve tören salonları, parklar, küçük tiyatrolar ve spor alanları yer alır (Fagan, 1999:27).

Roma hamamında yıkanmak çok aşamalı bir işlemdi. Hamama giren kişi ilk olarak apodyterium denilen bir odada giysilerini çıkartır ve bundan sonra spor yaptığı palaestra’ya girerdi. Gösterdiği fiziksel efor sonucu oluşan terinden ve kirinden arınmak için havuza girer ya da caldarium’daki sıcak suyla yıkanırdı. Buradan sonra, soğuk su banyosu için tepidarium’a ya da frigidarium’a giderdi.

Hamam geniş bir alana yayılmış olup bir kompleks olarak tasarlanmıştır. Hamam bölümlerini aşağıdaki görselde görebilirsiniz:

 

1.Propylon (Anıtsal Kapı)

Roma dönemi mimarisinde şehrin önde gelen kamu yapılarının girişini süsleyen anıtsal kapılar, ana yapıya geçişi sağlayan estetik düzenlemelerdir.

Güney Hamamı’nın doğuya bakan cephesini hareketlendirmek amacıyla tasarlanmıştır. Yapının üst konstrüksiyonu geometrik ve bitkisel dekorasyona ait kabartmalardan oluşan mimari elemanlarda hareketlendirilmiştir. Yapının yıkılmadan önceki halini 2.resimdeki gibi olduğu varsayılmaktadır.

 

 

2.Septimus Severus Çeşmesi

İmparatorluk döneminde kentin artan su ihtiyacını karşılamak amacıyla Perge’de su ile ilintili pek çok yapı inşa edilmiştir. Bu yapılardan biri de Severuslar Döneminde Güney Hamamının doğusunda eklenen bu görkemli yapıdır. Perge’nin güzide anıtları arasında yer alan çeşme adını, burada bulunmuş olan İmparator Septimus Severus’un heykelinden alır.

İki katlı olarak tasarlanmış yapıda Avcı Artemis Heykelinin bulunduğu niş üzerindeki yazıtta çeşmenin

“Artemis Pergaia’ya, İmparator Septimus Severus’a, onun oğullaru Marcus Aurelius Antoninus’a (Caracalla) ve Geta’ya, ayrıca İmparatoriçe Julia Domna’ya ve Perge kentine” 

ithaf edildiği yazmaktadır.

3.Palaestra

Bu alan halkın fiziksel aktivite ve spor yaptığı yerdir. Zaman zaman eğlence amaçlı olarak da kullanılan palaestra’dan sonra halk hamam girip temizlenirdi.

 

4.Frigidarium

Hamamın Soğuk Su Odasıdır. İçinde bir de havuz bulunmaktadır. Halk hamamda sıcak suyla yıkandıktan sonra Frigidarium’a gelir ve ya soğuk suyla yıkanırlar ya da havuzda vakit geçirirlerdi.

Frigidarium odasının zemini ve duvarları tamamen mermerle döşeliydi.Günümüze kalan bir zemin kesitini alanda görebilirsiniz.

Alandaki soğuk su havuzun aynı zamanda halkın sosyalleşebileceği kamusal bir alan görevini de görmekteydi.

5.Tepidarium

Hamamın ılıklık odasıdır. Yerden ısıtma sistemiyle ısıtılırdı. Sıcaklık ve Soğukluk odasının arasında yer alır. Geçiş görevi görür.

6.Caldarium

Hamamın sıcaklık bölümüdür. Burada da zeminden ısıtma sistemi (hypocaust) kullanılırdı. Hamamın en sıcak odasıdır.

 

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.