Tarihi

Side antik kenti denize yarımada olarak uzanan bir alan üzerinde kurulmuştur. Kentin güneyindeki kesim doğal liman görevini gördüğü için kısa zamanda bölgenin antik dönemde en tanınmış liman kenti konumuna gelmesini sağlamıştır.

Side’nin,    MÖ 7. yüzyılda batı Anadolu’da Aiolis bölgesinde yaşayan Kymeliler (Bugünkü Aliağa) tarafından kurulduğu söylenir. Ancak şehri kurdukları iddia edilen Kymeliler zamanla kendi dillerini olan Yunancayı unutarak Side dilini kullanmaya başlamışlardır.

Sidece’nin Anadolu yerli halk olan Luvice kökenli bir dil oluğu kabul edilir. Günümüzde 13-14 Sidece yazıt metni vardır. Bazılarını Side Müzesinde görebilirsiniz.

Ön yüzünde Tanrıça Athena’yı ve arka yüzünde şehrin sembolü olan Nar’a karşı çelenk uzatan Nike’yi betimleyen gümüş Side sikkesi

Kentin Sembolü Nar

Side adı bir Anadolu dili olan Luvice’de “Nar” anlamına gelmektedir. Eski tanrıçaların kutsal meyvesi olan nar bu kentin sembolü olmuştur. Şehrin sikkelerinde sık sık kaşılaşılan nar,  kentin koruyucu tanrıçası Athena’nın da kutsal meyvesidir ve bereketi temsil etmektedir.

Ön yüzünde Kentin sembolü olan Narı ve arka yüzünde başında zeytin dalı bulunan şehrin koruyucu tanrıçası Athena’yı betimleyen gümüş Side sikkesi

Kent sırasıyla Hitit, Lidya ve Perslerin egemenliğine girmiştir. İskender’in MÖ. 334’te bölgeye gelmesi ile Pers idaresi son bulmuş ve Makedonya yönetimi altına girmiştir. İskender’in beklenmedik ölümünden sonra Pamfilya Bölgesi Mısırlı Ptolemaioslarla, Suriyeli Seleukoslar arasında güç savaşlarına sahne olmuştur.

Güçlü Bir Liman Kenti

Şehrin en parlak dönemi MÖ 1.yy’da Roma ile ilişkilerin kurulmasıyla başlar. Bu parlak dönem MS 3.yy’a kadar sürer. Side bu dönemde hem Akdeniz’in en önemli liman kenti ve en işlek esir pazarı, hem de kültür ve eğitim merkezi olmuş, bugün dahi ayakta olan görkemli yapılar bu dönemde inşa edilmiştir.

Geniş limanı sayesinde Side bu dönemde özellikle Mısır başta olmak üzere tüm Akdeniz ülkeleri ile ticari ilişkileri geliştirmiştir. İthal edilen mallar Side’den karayolu ile Orta Anadolu’ya ulaşırdı.

Kentin Çöküşü

Side 5.yüzyılda Pamfilya’nın Birinci Metropolit (Piskoposluk Merkezi) kenti olmuştur. 5. ve 6. yüzyılda en parlak devrini yaşamıştır. Bu gelişim 7. 9. yüzyıllar arasında Arap akınları ile son bulmuştur. Kazılar sırasında büyük bir yangın ve çok sayıda deprem izlerine rastlanmıştır.

Arap istilası, doğal afetler kentin terk edilmesine yol açmıştır. 12. yüzyılda Arap coğrafyacısı El İdrisi burayı ölü bir kent olarak göstermekte ve Yanmış Antalya olarak tanımlamaktadır. İdrisi’ye göre 1150’ye doğru kent halkı Side’den göç etmiş, 12. yüzyılda Side tümüyle boşaltılmıştır.

Şehirden kaçış illüstrasyonu (Temsili)

M.Ö. birinci yüzyılda Side büyük bir talihsizlik yaşamıştır, Kilikya (Side’yle sınır olan Alanya, Mersin ve İskenderun’un yer aldığı antik bölge) korsanları şehre el koymuş ve kendileri için bir deniz üssüne ve köle pazarına dönüştürmüşlerdir.

Ünlü Roma Generali Pompey, M.Ö. 67’de korsanların hükümdarlığına son vermiş ve Side halkı generale ithafen anıtlar ve heykeller yaptırarak şehrin kötü adını silmeye çalışmıştır. Roma yönetiminde, özellikle ikinci ve üçüncü yüzyıllarda bölge valisinin ve idari personelinin merkezi bir metropol haline gelen Side, ikinci bir altın çağ yaşamıştır.

Nymphaeum (Anıtsal Çeşme)

Şehrin ana girişinde bulunan bu yapı Manavgat çayından (Antik Melas çayı) Side’ye aquadükt (su kemeri) aracılığı ile getirilen suyun aktığı çeşmedir. 9 oluklu olduğu için “Dokuzçeşmeler” olarak da bilinir.

Yapının cephesine üç katlı dekoratif sütunlar, balık veMedusa başları ile süslü tavan levhaları, altta geniş bir Akanthus yaprağı, yanlarında ise kabartma halinde yunus balıkları ile süslüdür.

Pamfilya’nın ve tüm Anadolu’nun en görkemli çeşmesi olan Side Çeşmesinin çok yakın benzeri İtalya’da Septimus Severus zamanında yapılan çeşmedir. Tarih olarak erken olması nedeniyle Side çeşmesi öncü olmalıdır.

Sütunlu Cadde

Şehirde uzun ve kısa olmak üzere iki sütunlu cadde bulunmaktadır. Bunlardan kısa olanı güneye doğru gider ve Bazilika ile son bulur. Uzun olanı ise şehrin ana caddesidir ve Apollon tapınağına doğru tüm yarım ada boyunca devam eder.

Her iki cadde de sütunlu olup, iki taraflarında korint başlıklı sütunlu portikler ve bunların gerisinde de bir sıra dükkan vardır.

Dükkan zeminlerinin mozaikle kaplı olduğu düşünülmektedir. Diğer resimler dükkan içinden örneklerdir.

Agora

Şehrin ticari ve kültürel etkinlik merkezi olan agora MS. 2. yüzyılda inşa edilmiştir. Sıralı kemerleri cadde boyunca uzanır. Bugün müzenin hemen karşısından agoraya girilebilir.

Agora’nın deniz tarafında, Devlet Agorası bulunur. Bu agora planı da karedir ve ion tarzı sütunları olan portico’larla ile kuşatılmıştır.

Bu kare alan dört tarafında portico’larla çevrilmiştir. Portico’ların kuzeydoğusunun ve kuzeybatısının arkasında bulunan dükkan sıraları günümüzde hala görülebilir.

Tyche (Tike) Tapınağı

Agoranın tam ortasında, Tyche’ye (Şans Tanrıçası) ithaf edilmiş olan daire biçimli bir tapınak vardır.

Side sikkeleri üzerinde benzer bir tapınak içinde Tykhe (Şans, kader tanrıçası) tasviri bulunması ve tapınak çevresinde Tykhe heykeline ait ele geçen parçalar tapınağın Tykhe’ye ait olduğunu göstermektedir.

Orijinalinde dış çevresinde 12 sütun bulunan ve çatısı piramit şeklinde örtülmüş olan bu tapınaktan günümüze kalan tek şey tapınağın podyumudur.

Tike Tapınağının günümüzdeki hali.

Vespasianus Anıtı

Vespasianus Anıtı iki kademeli bir podyum üzerinde yer almaktadır. Anıtın iki yanındaki nişlerin arasında yer almaktadır. Yapının üzerinde yer alan yazıt, anıtın İmparator Vespasinaus’a (İS 69–79) adandığını belirtmektedir.

Fakat anıt geç dönemde işlevini yitirmiş ve orijinal yerinden sökülerek sütunlu caddede yer alan Takın yanına, sonraki yıllarda şehrin giriş kapısı olarak kullanılan takın yanına taşınmıştır. Ve bu yeni yerinde çeşmeye dönüştürülmüştür.

Tiyatro

Tiyatro yapım tekniği bakımından  Anadolu’daki diğer örneklerinden ayrılır. M.S. 2. yüzyılda Helenistik temeller üzerine inşa edilmiştir.

Side kenti düz bir alan üzerine kurulduğundan tiyatronun üst sıraları ancak doğanın izin verdiği kadar yükseltilebilmiştir bu da çok dik değildir.

Orkestra alanı ayrıca vahşi hayvan dövüşleri için de kullanılmıştır. Bu gösterilerde yırtıcı hayvanlar birbirleri ile ya da gladyatörlerle kapışırlardı. Hatta bazen silahsız insanlar, suçlular, köleler ve tutuklular vahşi hayvanların karşısına çıkartılır ve onların çaresiz mücadeleleri kaba bir neşe içinde izlenirdi.

Ayrıca Roma dönemi tiyatrolarında ilk Hristiyanlar paganlar tarafından vahşi hayvanlara parçalatılması gibi işkenceler yaşanmıştır. Bu yüzden bu yapılar 5. yüzyılda Martyrion (Azizlerin onurlandırıldığı yer) olarak da adlandırılmıştır. Bizanslılar döneminde tiyatro Hristiyan ayinleri için de kullanılmıştır.

Latrium (Latrina-Tuvalet)

Agoranın güneybatı köşesinde, tiyatroya komşu bulunan ilginç, kubbeli yapı, şehrin latriumu ya da halk tuvaleti olarak hizmet vermiştir. Bu yapı, Anadolu’daki en süslü ve en iyi korunmuş latrium örneğidir.

Yapının önündeki kanaldan temiz su akarken, 24 tuvalet kapasiteli bu yapıdan pislik kanalizasyonlarla atılırdı. Latrina MS 2. yüzyılda tiyatro ve agora ile birlikte yapı kompleksinin bir parçası olarak tasarlanmıştır.

Tapınaklar ve Bazilika

Pagan döneminde kent limanın bulunduğu yere iki adet tapınak inşa edilmiştir: Apollon tapınağı ve Athena tapınağı. Hıristiyanlık kabul edildiğinde yine aynı yere büyük bir Bazilika yapılmıştır.

Apollon Tapınağı

MS.2. yüzyılda yapılmıştır. Şehrin sembolü haline gelen tapınak, mitolojideki Güzellik,Işık ve Sanat tanrısı olan Apollon’a adanmıştır.

Pagan dönemde tapınağı olan Apollon Tapınağı’nın bir kısmı Hıristiyan Bizans bazilikasının yapımında kullanılmak için sökülmüştür. Büyük bir yapı olan bazilika zamanla yıkıldıktan sonra onarılmamış ve içine daha küçük bir kilise yani şapel inşa edilmiştir. Ancak günümüzde tüm bu yapılar kalıntı halindedir.

Tapınağın çatısındaki frizlerde şehri kötü ruhlardan koruyan Mitolojik varlık Medusa’nın betimlemeleri bulunmaktadır.

Side Müzesi (Hamam)

Günümüzde müze olarak kullanılan agoranın hamamı M.S. beşinci yüzyıla ait beş odalı bir Bizans yapısıdır. Resim kaynak: www.antalyakulturturizm.gov.tr

Müzede Hellenistik, Roma ve Bizans devirlerine tarihlenen kabartmaları, yazıtlar, heykeller, lahitler, portreler, amforalar, sunaklar, mezar stelleri, sütun başlıkları ve sütun kaideleri sergilenmektedir.

Müzede sergilenen eserlere örnekler: Üç güzel ve Hermes heykeli

Kaynakça:

1-Aktüel Arkeoloji Dergisi – Mart-Nisan – 2017 sayısı

2-“Side”, Dünden Bugüne Antalya II. Cilt, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 2012, Antalya, s.217

3-www.turkisharchaeonews.net

4-www.kulturturizm.gov.tr

5-www.tripadvisor.com.tr

 

 

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.