Tarihi

Stratonikeia, tarihin bir çok döneminde farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir kenttir. Hitit döneminde Atriya olarak anılan kent, klasik dönemde Khrysaoris ve Idrias, Helenistik dönemde Stratonikeia ve Türklerin egemenliğinden sonra Eskihisar adını almıştır.

Stratonikeia, M.Ö. 4. yüzyıldan sonra yoğun Helen göçü almış ve bu dönemde bir Helen kenti statüsünü kazanmış. Helenistik dönemde Seleukos, Ptolemaios, Makedonyalılar ve Rodos arasında el değiştirmiş, MÖ. 130 yılında tamamen Roma egemenliğine girmiş ve daha da sonra Anadolu’nun fethinden sonra Türklerin hakimiyetine geçmiştir. Bu özelliğiyle Stratonikeia farklı medeniyetlerin izlerini görebileceğiniz zengin bir yerleşim yeridir.

Antik kentte Bizans dönemi kiliselerinden izler görebilirsiniz.

1957’de yaşanan büyük deprem ve bölgede başlatılan maden kazı çalışmaları, Eskihisar halkının köylerinden göç etmesiyle sonuçlanmış. Evlerinde ikamet eden bir kaç aile dışında Eskihisar tamamen ıssız bir köy olarak yaşamaya devam ediyor.

Osmanlı ve Roma Dönemi öyle güzel harmanlanmış ki bu kentte; sokaklarında yürürken, etrafı seyrederken birbirine geçmiş iki dönemin eserlerini de izlerini de yan yana görmek mümkün.

Kent girişinde sizi cami ve köy kahvesi karşılıyor, köy kahvesinde oturmuş bir iki sakininden başka hareket yok Stratonikeia’da. Terk edilmişlik öyle belli ki kentte, yarım kalmışlık hissi çöküyor insana.

Gizli Aşk: Stratonike ve Antiokhos 

Kentin M.Ö. 3. yüzyılda Stratonikeia adını almasının ardında efsaneye göre bir aşk hikayesi bulunmakta.

Ünlü Fransız ressam Jean Auguste Dominique Ingres tarafından resmedilen “Antiokhos’un hastalığı” adlı tablo.Günümüzde Condé Müzesinde bulunmaktadır.

Makedonya imparatorluğu parçalandıktan sonra ortaya çıkan dört Helenistik imparatorluktan biri olan Seleukos imparatorluğunun kurucusu ve ilk kralı olan 1. Seleukos’un oğlu Antiokhos ve genç eşi Stratonike gizli bir aşk yaşamaya başlarlar. Bu aşktan dolayı hastalanan Antiokhos’un iyileşmesi için doktorlar krala Stratonike ile evlenmesi gerektiğini söylerler. Kral da oğlunun iyileşmesi için buna izin verir ve Antiokhos iyileşir. Ve yeni karısı olan Stratonike’ye hediye olarak kentin adını Stratonikeia koyar.

M.Ö. 88-85 yılına ait bu sikkenin ön yüzünde tanrı Zeus, arka yüzünde ise meşale üstünde uçuşan bir kartal betimlenmiş.Resim kaynak: www.wildwinds.com

Bouleuterion (Meclis Binası)

Antik dönemde şehrin tam merkezinde yer alan bu yapı dikdörtgen planlıdır. Duvarlarında kullanılan mimari özelliklere ve süslemelere bakılarak M.S. 1. yüzyıla tarihlendiği söylenebilir. Bu yapının meclis binası yerine Serapis tapınağı olduğu düşünülmekteydi ancak kazılarda bulunan yazıtlar bu bilginin yanlış olduğunu kanıtladı.

Bouleuterion’un dış duvarında, kent ticaretinde satılan malların fiyatlarının yazılı olduğu grekçe ve latince bir yazıt bulunmuştur. Bu yazıta göre malların maksimum satış fiyatlarından fazla satılmaması sağlanmış bu şekilde ekonominin düzgün bir seyirde gitmesi istenmiştir.

Bouleuterion’un dış duvarında bulunan malların fiyatlarıyla ilgili yazıt.

Kenti gezerken, yakın ve uzak tarihin içinden geçerken bol bol fotoğraf çekmenizi tavsiye ederiz. Fotoğraflanacak pek çok detay var. 📸😉

Diocletianus’un Fiyat Fermanı

Malların maksimum satış fiyatı uygulaması M.S. 301’de Roma imparatoru Diocletianus tarafından daha çok Doğu Roma şehirlerinde başlatılmıştır. Bu uygulama ile binden fazla malın fiyatı sabitlenmiş ve fazla fiyat biçen tüccarlar için ciddi cezalar koyulmuştu. Kentlerin ekonomisini koruma altına almak isteyen bu uygulama her yerde başarılı olmamış hatta bazı şehirlerde malların karaborsaya düşmesine ve kıtlıklara bile neden olmuştu.

Aşağıdaki yazıt Diocletianus’un fiyat fermanına örnektir. Ve günümüzde Berlin pergamonmuesum‘da bulunmaktadır.

Gymnasium

M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilen yapının toplam uzunluğunun 180 metre olduğu tahmine edilmektedir. Bu özelliğiyle antik dönemde Anadolu’da bulunan en büyük gymnasium olarak bilinmektedir. Arkeolojik çalışmaların başladığı 1977 yılında ilk kazı bu yapıda başlatılmıştır.

“Yapının apsisi içinde bulunan bir yazıta göre: Diomedeus adında, kralını ve Romayı seven, vatansever, Panamaralı bir şahıs, bu eksedranın restore edilmesi ve güzelleştirilmesi için görevlendirilmiştir.

Yazıta göre apsisin ön cephesi daha erken bir dönemde yapılmış, daha sonra her hangi bir nedenle tahrip olup, Roma döneminde yenilenmiş olmalıdır. Bunların yardımıyla yapının Helenistik devirde yapıldığı, Roma döneminde onarım ve ilave gördüğünü saptanmıştır” 

(Prof. Dr. Yusuf Boysal’ın makalesinden alınmıştır).

Tiyatro

Tiyatro Kadıkule tepesinde doğal bir eğim üzerine konumlanmıştır. Greko Roman mimari özelliklerini yansıtan yapı Helenestik döneme tarihlendirilir. Arkeolojik kalıntılarla yapılan çalışmalara göre tiyatronun kapasitesinin yaklaşık 12.000 kişilik olduğu düşünülmekteydi.

Tiyatro’nun orkestra ve sahne bölümünde yürütülen kazı çalışmaları sırasında çeşitli yazıtlar ve kabartmalar bulunmuştur.

Tiyatroda ortaya çıkartılan taş üzerinde işlenmiş başka bir buluntu ise  mitolojik bir sembol olan Thyrsus’tur. Bu obje tiyatro ve şarap tanrısı Dionysos’un değneğiydi. Büyük ihtimalle tiyatroyu süsyelen kabartmalar arasında yer alıyordu.

Bölgede meydana gelen depremler kent halkının göç etmesine neden olduğu gibi önemli yapılardan olan tiyatroya da zarar vermiş 🙁

Aşağıdaki resimde bu depremlerin izlerini görebilirsiniz 🙁

Augustus Tapınağı

Tiyatronun üst kısmında yer alan tapınak iyon düzeninde inşa edilmiştir. Şehre hakim bir teras üzerindedir ve erken imparatorluk dönemine tarihlenir.

M.S. 360 yılında yaşanan büyük bir deprem nedeniyle yıkıldığı düşünülen yapının mimari elemanları tiyatro dahil çevreye dağılmıştır (Prof. Dr. Bilal SÖĞÜT).

Ancak kazılar halen devam ediyor ve bu kalıntılar olası bir restorasyon için kullanıldığı zaman yapının orjinal halinin ortaya çıkacağı ihtimali çok heyecan verici ! 🙂 🏛

Augustos Tapınağının 3 boyutlu canlandırılmış hali. Resim kaynak: stratonikeia.pau.edu.tr

Şehre Giriş Kapısı ve Çeşme

Kuzey kapısı olarak da adlandırılan bu yapının kemerli olduğu bilinmektedir. Günümüzde sadece belirli bir kısmı ayakta kalan kapı yakın bölgede bulunan Lagina Hekate kutsal alanına doğru ulaşmaktadır. Yani kent halkı bu kapıdan geçerek kutsal yolu izler ve Hekate tapınağına varırlardı. Stratonikeia ile Osman Hamdi Bey de ilgilenmiş ve buradaki ilk arkeolojik kazıları başlatan bizzat kendisi olmuştur. Aşağıdaki resimde kapı önündeki resmini görebilirsiniz.

Resim kaynak: stratonikeia.pau.edu.tr ve www.kulturportali.gov.tr

Kent çeşmesi kuzey kapısının hemen yanında yer almaktadır  ve tabanı mozaiklerle süslüdür. Halkın su ihtiyacını karşılayan yapı bir anıtsal çeşme statüsündedir.

Nasıl Gidilir ?🚗🚌✈

Arabasız gezginler için;

Bodrum – Milas Otogar dan kalkan Yatağan otobüsleri ile Eskihisar’a ulaşabilirler.

Arabalı gezginler için;

Aydın-Muğla yolu D550 karayolunu takip ederek Bozarmut-Bozüyük rotası ile antik kente ulaşabilirler.

 

Kaynakça:

1-stratonikeia.pau.edu.tr

2-www.3dmekanlar.com

3-www.kulturportali.gov.tr

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.